14 Mayıs 2013 Salı

Ulyana Sergeenko SS 2013 Couture Lookbook

   Merhabalar.. Ne zamandır yazmıyordum. Ulyana'nın güzelim lookbook'unu görünce dedim bu olmazsa ayıp olur. Geçen sene Ulyana'nın ilk lookbook'unu görünce aşık olmuştum. Bu da ayrı güzel olmuş. Kadın zevkli olunca sokak stilinde adını en tepeye yazdırdığı gibi lookbook'ta da zirveye doğru ilerliyor.

   Çekimler Paris'te Hotel De Crillon' da yapılmış. Tema koleksiyonla yine çok güzel örtüşmüş. Ne diyeyim uzatmaya gerek yok çok beğendim.































15 Nisan 2013 Pazartesi

Spring 2013 Couture Koleksiyonlarından Akılda Kalanlar

   Eveeet tembellik ettim cezasını böyle çekiyorum. Tek tek yazamadığım koleksiyonları birleştirip tek postta aradan çıkarıyorum. Akılda kalanlar dediğime bakmayın kimin aklında ne kalmış bilmiyorum da benim aklımda kalanlar bunlar ahsdasjksj.

   Upuzun bir yazıya hazırsanız başlıyorum. En iyiler sonda ona göre.

   Atelier Versace:

   Donatella Versace'nin kendisini beğenmem zaten koleksiyonunu da beğenmedim. Genel olarak siyah, beyaz, dore ve neon renkler vardı. Dikişlerinde gerçek altın kullanılarak hazırlanmış olan elbiselerden sadece aşağıdaki takım güzel geldi bana. Beğenmediğim için hiçbirini koymuyorum ashgdhsa.



   Armani Prive:

  Armani'nin haute couture'ü Armani Privé modelleri bu koleksiyonda fese benzeyen enteresan şapkalarla çıktılar podyuma. Sezonun önde gelen trendi grafik desenlerden bol bol vardı. Yine bana hitap etmeyen zevk almadan izlediğim bir defile oldu. Bir iki tane fena değil dediğim elbiseleri koydum yine de.







   Maison Martin Margiela:

  Margiela yine gizemli tavrını devam ettirmiş bu koleksiyonda. Gözüm alçıdan yapılmış gibi görünen ayakkabılara takıldı durdu. Muhtemelen içeride nefes darlığı çeken mankenlere de çok acıdım. Açık ara beğendiğim tek şey omuzdaki kuş detayı oldu.








   Alexis Mabille: 

  Haute Couture sendikasına yeni üye olan Alexis Mabille bu koleksiyonunda federasyonu etkilemeye çalışmış ama başarılı olabilmiş mi emin değilim. Karman çorman ne olduğu belirsiz bir koleksiyon olmuş.  18. yy'dan ve XV. Louis'den esinlenerek yapılmış elbiselerde aynı anda yoğun bir romantizm varken bir taraftan da maskülen detaylar eklenmiş. Griye boyanıp geriye taranmış saçlar da bu ikilemi destekler nitelikte zaten.









   Giambattista Valli:

   Valli'nin koleksiyonunun ilk yarısı çok güzel. belden oturan tüllü elbiseler, desenli tulumlar hepsini çok beğendim. Yalnız koleksiyonun ikinci yarısında başlayan, mankenlerin boğazlarına kadar olan çiçek işlemeli elbiseler koleksiyonun ilk yarısındaki cool duruşu bozmuş. 















    Jean Paul Gaultier:

   Jean Paul Gaultier bu koleksiyonda ilhamını Hintli çingenelerden almış güzel de olmuş. Etnik desenler, patchworkler, şallar bol bol kullanılmış. İlkbahar yaz couture defileleri arasında Chanel'den sonra en beğendiğim podyum makyajı da Gaultier'inkiydi.














   Ulyana Sergeenko:

   Favori koleksiyonlarım Ulyana'nın çıkış koleksiyonları olan 2011-2012 bahar ve kış koleksiyonlarıydı. Bana ilham veren, ikisi de birbirinden güzel olan bu koleksiyonlardan daha iyisi çıkar diye bir umut bekliyorum ama yok.
   Yine de Ulyana tarzına sadık kalarak ilerliyor. 20'lerin Hollywood filmlerine gönderme yapan retro şemsiyeler, şapkalar, eşarplar var. Modeller "Rüzgar gibi geçti" filmine giderken podyuma uğramış gibi. Taze tasarımcının daha 2. Haute Couture koleksiyonu bu. O nedenle çok üstüne gitmiyorum ahsajshja. Sonuçta Ulyana'nın giydiği kıyafetlere bakmamız bile ne kadar zevkli bir kadın olduğunu gösteriyor. O nedenle bir dahaki koleksiyon için hala umutlarımı kaybetmedim. Şahsen ben daha özenli, daha çok emek verilmiş bir çalışma görmek istiyorum. Bunlar da güzel ama Haute couture bu daha fazlasını hak ediyor.










   

   Christian Dior: 

   Raf Simons'ın Dior'daki ikinci haute couture defilesi. Adam hem kendi adının hem Dior'un hakkını veriyor ne diyelim. Bahar koleksiyonlarının böyle açık hava temalı yapılmasını seviyorum. Kapalı, metal ağırlıklı, ışıklı podyumlar baharda beni daha çok itiyor. Böylesi mis gibi.

   Bilekte biten etekleri Dior'dan daha güzel yapanı yok. Nasıl bir emeğin ürünüdür aklımın almadığı çiçek işlemelerden bol bol var. Elbiselerin yanı sıra büstiyerlerde, eldivenlerde, yakalarda kullanılmış, Minicik çiçeklere bayıldım. Farklı olarak elbiseleri kesen şifon detaylar vardı. Kristal dudakları sevmedim tabi. Belki temaya yakışırmadığımdan belki de parlak dudak sevmeyişimdendir bilemiyorum.

















   Chanel:

   Lagerfeld yine koleksiyonlarını enteresan mekanlarda sunmaya devam ediyor. Vintage temasından bu koleksiyonda da çok uzaklaşmamış. Eskinin delisi bir insan olarak bunları gördükçe acayip mutlu oluyorum.
   Koleksiyon biraz romantik biraz gotik. Bu ikilinin beraber hep iyi olduğunu düşünürdüm gerçekten de öyle olmuş. En beğendiğim saç ve makyaj ise bu koleksiyonda. Modeller bir derin bakıyor herhalde makyajın etkisiyle. Kafadaki tüyler, tülden kirpikler beni mest etti. Final kostümüyle de bir of çektim. Sadece keşke dedim bu güzelim elbiselerin altında o dantel çizmeler olmasaymış. Bakmaya dayanamadım resmen.


















   Elie Saab:

   Elie Saab'a diyecek bir şey yok adamın göbek adı Haute Couture olmuş artık. Bir koleksiyondaki her elbise müzelik gibi görünür mü? İşte görünüyor. "Eh yani" diyebileceğin bir tane bile kıyafet yok defilede. Ne diyelim helal olsun.










   Valentino:

   Blogumu takip eden Valentino'yu nasıl sevdiğimi bilir. RTW koleksiyonları bile haute couture gibi olan Valentino'nun Haute Couture koleksiyonları nasıl olur zaten siz düşünün. Klasik Valentino organzesinin üstüne yapılmış işlemeleri, çiçekleri, klasik Valentino kırmızısı hepsi mükemmel. Koleksiyonun en sevdiğim tarafı da her elbise için özel olarak tasarlanmış ayakkabılar. Daha geniş bir yazıya burdan bakabilirsiniz.